Öğretmenler Günü (24 Kasım) Kutlaması (2014)


24_Kasım_Öğretmenler_Günü_Kutalama_Kartı

İnsan en kıymetli varlık. İlim en kıymetli hazine. İkisinin biraraya gelmesi ise en büyük saadet. İnsan ilimle kıymet kazanır, o nisbette şuurlanır, faydalanır ve faydalı hâle gelir. O sebepledir ki ilim öğreten de öğrenen de kıymetlidir bizim için, kutsaldır. Onun için “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” (Hadis-i Şerif) emri mucibince “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” (Hz. Ali).

İnsan bildikçe idrak eder, bildikçe araştırır, sorar. Onun içindir ki “Bilmez ki sorsun, bilse sorardı. Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi” denmiş. Kendimizi, çevremizi, âlemi, yaşadıklarımızı, olup bitenleri, hayatımızı ve Yaradanımızı ancak ilim sayesinde idrak edebiliriz. Bildikçe şuurlanırız. Ancak bilmek yetmez, bildiğiyle amel etmesi gerekir insanın. Yani bildiği başka, yaptığı başka olmamalıdır. Ancak o zaman ilim hakiki manasıyla idrak edilmiş olur. Yoksa kitap taşıyan bir hamaldan başka bir şey olunmaz.

Talim (öğretim) ve terbiye (eğitim) işi her zaman bir müderrise (ders veren) ve bir mürebbi/mürebbiye’ye (terbiye eden) ihtiyaç duyar. O yüzden Millî Eğitim Bakanlığında bir Talim ve Terbiye Kurulu vardır. O yüzden hep “eğitim-öğretim” yılı deriz. Deriz demesine ama bugün millî eğitimde ne yazık ki talim (öğretim) yapılmakta ancak terbiye (eğitim) yapılamamaktadır. Öğretmenlerimiz isimlerindeki gibi sadece öğretme işini yapmakta, eğitim ile ilgilenememektedirler. Ancak bilmek gerekir ki gerçekten de “Muallimler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip (orantılı) bulunacaktır.” (K. Atatürk).

Yeni nesiller öğretmenlerin eseri olacağına göre bu kutsal görevde öğretmenlere çok büyük mesuliyetler düşmektedir. Öyle ki öğretmenlerimiz; kitap yüklü hamallar değil ülkemizin ve insanlığın ihtiyaç duyduğu hakiki manada vasıflı, eğitimli, kültürlü, görgülü, ilmiyle amil yeni nesiller yetiştirmek zorundadırlar, bununla mükelleftirler.

Madem ki öğretmenler yeni nesillerin mimarıdır, o hâlde bizim de onlara da ona göre davranmamız gerekir. Bu işi düzenli maaş getiren alelade bir meslek gibi görmek olmayacağı gibi öğretmenlerimizi sürekli tatil yapan, yan gelip yatan bir meslek sahibi olarak da görmek olmaz. Ülkemizin geleceği; öğretmenlerimize verdiğimiz kıymet ve imkân, onların da bunun gereğini layıkıyla yapmalarına bağlıdır. Ancak o zaman geleceğe umut ve ümit ile bakmaya devam edebiliriz.

İşte yarın (24 Kasım 2014), bu nesillerin ve gelecek nesillerin mimarı olan öğretmenlerimizin günü; Öğretmenler Günü.

Bu vesileyle; mesuliyeti ve mükellefliğinin, yani aslında insanı değil, milleti ve dünyayı yeniden şekillendirdiğinin şuurunda olan ve buna göre davranan, başta kendi öğretmenlerimin olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü tebrik ediyor, tek tek her birinin ellerinden öpüyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim.

Kâmil VARINCA

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Kutlaması (2013)


İnsan en kıymetli varlık. İlim en kıymetli hazine. İkisinin biraraya gelmesi ise en büyük saadet. İnsan ilimle kıymet kazanır, o nisbette şuurlanır, faydalanır ve faydalı hâle gelir. O sebepledir ki ilim öğreten de öğrenen de kıymetlidir bizim için, kutsaldır. Onun için “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” (Hadis-i Şerif) emri mucibince “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” (Hz. Ali).

İnsan bildikçe idrak eder, bildikçe araştırır, sorar. Onun içindir ki “Bilmez ki sorsun, bilse sorardı. Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi” denmiş. Kendimizi, çevremizi, âlemi, yaşadıklarımızı, olup bitenleri, hayatımızı ve yaradanımızı ancak ilim sayesinde idrak edebiliriz. Bildikçe şuurlanırız. Ancak bilmek yetmez, bildiğiyle amel etmesi gerekir insanın. Yani bildiği başka, yaptığı başka olmamalıdır. Ancak o zaman ilim hakiki manasıyla idrak edilmiş olur. Yoksa kitap taşıyan bir hamaldan başka bir şey olunmaz.

Talim (öğretim) ve terbiye (eğitim) işi her zaman bir müderrise (ders veren) ve bir mürebbi/mürebbiye’ye (terbiye eden) ihtiyaç duyar. O yüzden Millî Eğitim Bakanlığında bir Talim ve Terbiye Kurulu vardır. O yüzden hep “eğitim-öğretim” yılı deriz. Deriz demesine ama bugün millî eğitimde ne yazık ki talim (öğretim) yapılmakta ancak terbiye (eğitim) yapılamamaktadır. Öğretmenlerimiz isimlerindeki gibi sadece öğretme işini yapmakta, eğitim ile ilgilenememektedirler. Ancak bilmek gerekir ki gerçekten de “Muallimler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip (orantılı) bulunacaktır. ” (K. Atatürk).

Bugün (24 Kasım 2013), Öğretmenler Günü. Bu nesillerin ve gelecek nesillerin mimarı olan öğretmenlerimizin günü. 

Madem ki onlar nesillerin mimarı o hâlde onlara da ona göre davranmamız gerekir. Bu işi düzenli maaş getiren alelade bir meslek gibi görmek olmayacağı gibi öğretmenlerimizi sürekli tatil yapan, yan gelip yatan bir meslek sahibi olarak da görmek olmaz. Ülkemizin geleceği; öğretmenlerimize verdiğimiz kıymet ve imkân, onların da bunun gereğini layıkıyla yapmalarına bağlıdır. Ancak o zaman geleceğe umut ve ümit ile bakmaya devam edebiliriz.

Yeni nesiller öğretmenlerin eseri olacağına göre bu kutsal görevde öğretmenlere çok büyük mesuliyetler düşmektedir. Öyle ki öğretmenlerimiz; kitap yüklü hamallar değil ülkemizin ve insanlığın ihtiyaç duyduğu hakiki manada vasıflı, eğitimli, kültürlü, görgülü, ilmiyle amil yeni nesiller yetiştirmek zorundadırlar, bununla mükelleftirler.

Bu vesileyle; mesuliyeti ve mükellefliğinin, yani aslında insanı değil, milleti ve dünyayı yeniden şekillendirdiğinin şuurunda olan ve buna göre davranan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor, ellerinden öpüyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Tebriği (2012)


Yarın (24 Kasım 2012), Öğretmenler Günü. Bu nesillerin ve gelecek nesillerin mimarı olan öğretmenlerimizin günü. Her ne kadar öğretmenlerimize ait senede bir gün hatırlama günü ihdas edilmiş olsa da onları sadece bir gün için hatırlamak yetmez. Madem ki onlar nesillerin mimarı o hâlde onlara da ona göre davranmamız gerekir. Bu işi düzenli maaş getiren alelade bir meslek gibi görmek olmayacağı gibi öğretmenlerimizi sürekli tatil yapan, yan gelip yatan bir meslek sahibi olarak da görmek olmaz. Devletimizin de aslında sadece öğretmenlerimizi değil hiç bir kamu çalışanını yoksulluk sınırı altında çalışmaya mecbur bırakmaması, ek iş yapmak mecburiyetinde bırakmaması gerekir. Ülkemizin geleceği; öğretmenlerimize verdiğimiz kıymet ve imkân, onların da bunun gereğini layıkıyla yapmalarına bağlıdır. Ancak o zaman geleceğe umut ve ümit ile bakmaya devam edebiliriz.

Bu vesile ile, başta kendi öğretmenlerimin olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü tebrik ediyor, tek tek her birinin ellerinden öpüyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Tebriği (2011)


İnsan en kıymetli mahluk. İlim en kıymetli hazine. İkisinin biraraya gelmesi ise en büyük saadet. İnsan ilimle kıymet kazanır, o nisbette şuurlanır, faydalanır ve faydalı hâle gelir. O sebepledir ki ilim öğreten de öğrenen de kıymetlidir bizim için, kutsaldır. Onun için “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” (Hadis-i Şerif) emri mucibince “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” (Hz. Ali). İnsan bildikçe idrak eder, bildikçe araştırır, sorar. Onun içindir ki “Bilmez ki sorsun, bilse sorardı. Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi” denmiş. Kendimizi, çevremizi, âlemi, yaşadıklarımızı, olup bitenleri, hayatımızı ve yaradanımızı ancak ilim sayesinde idrak edebiliriz. Bildikçe şuurlanırız. Ancak bilmek yetmez, bildiğiyle amel etmesi gerekir insanın. Yani bildiği başka, yaptığı başka olmamalıdır. Ancak o zaman ilim hakiki manasıyla idrak edilmiş olur. Yoksa kitap taşıyan bir hamaldan başka birşey olunmaz.

Okumaya devam et

Çocukların Eğitiminde Çevre Bilinci


Her birimizin hayatında çocukluk ve gençlik yıllarının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Hayat çizgimizin, ideallerimizin, dünya görüşümüzün çoğunluğu bu dönemlerde şekillenir. Bu dönemlerde elde edinilen kazanımlar ve öğrenilenler hayatımızın ilerleyen zamanlarında edineceklerimizin temelini ve yönünü belirler. Dolayısıyla o yıllarda alınacak bir çevre eğitimi de sonrasında edineceğimiz çevre bilincinin temelini teşkil eder. Hâl böyle olunca da daha ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde de çevreye gerekli önemin ve zamanın ayrılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Bugün çevreyi bu hale getiren büyüklerin genelde küçüklüklerinde bu konuda herhangi bir eğitim ve uyarı almamış insanlar olduklarına inanıyorum. Çünkü bana küçükken yapmam tembihlenen her şeyi hâlâ yapıyor, yapmamam tembihlenen her şeyi de hâlâ yapmıyorum (istisnalar olabilir tabi). İşte bu sebepledir ki daha o yıllarda çevre konusunda eğitilmiş bir ferdin gelecekte çevreye duyarlı bir insan olacağını düşünürüm. Tabii verilecek bu eğitim, anne-baba ve öğretmen sözü dinlemenin öneminin verilmesinden sonra olmalı ki bir faydası olsun.

Okumaya devam et