Miladi Yeni Yıl (1 Ocak) Kutlaması (2015)


mladi_yeni_yil_2015

Takvimler değişiyor, zaman ilerliyor. Mutlak sona, karşı konulamayacak şekilde yaklaşıyoruz.

Gregoryen Takvime (Miladi Takvim) göre 1 Ocak günü yeni bir yıla daha giriyoruz. Çoğu insan yeni yıla giriş münasebetiyle yılbaşı kutlaması yapacak, herkesin yeni yılını kutlayacak, yeni yılda tüm dünya için savaşların olmadığı, insanların ölmediği, barış, dostluk, kardeşlik, sağlık ve başarı dolu yeni bir yıl dileyecek. Ancak ne var ki tüm bunlar sadece dilemekle olmuyor. Bunların gerçekleşmesi için bir şeyler yapmak gerekiyor.

Yanı başımızdan dünyanın öbür ucuna kadar herkesin bir derdi ve çilesi var. Onların dertlerine dokunsak, yaralarına merhem olsak nasıl olur acaba? Mesela bu yılbaşı kutlamalar için harcayacağınız parayı hayır kurumlarına bağışlayarak başkalarının da yeni bir yıla yeni umutlarla girmesini sağlasanız daha iyi olmaz mı? Belki o zaman diğer insanları kendi nefsinize tercih etmeye başlamakla gerçekten bir şeyler değişmeye başlar. Belki de o zaman dünya gerçekten yaşanabilir bir yer olmaya başlar. Ne dersiniz?

Ben de bu dileklerle herkesin yeni yılını kutluyor, yeni yılda herkesi daha sorumlu ve proaktif davranmaya davet ediyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim.

Kâmil VARINCA

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Kutlaması (2014)


24_Kasım_Öğretmenler_Günü_Kutalama_Kartı

İnsan en kıymetli varlık. İlim en kıymetli hazine. İkisinin biraraya gelmesi ise en büyük saadet. İnsan ilimle kıymet kazanır, o nisbette şuurlanır, faydalanır ve faydalı hâle gelir. O sebepledir ki ilim öğreten de öğrenen de kıymetlidir bizim için, kutsaldır. Onun için “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” (Hadis-i Şerif) emri mucibince “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” (Hz. Ali).

İnsan bildikçe idrak eder, bildikçe araştırır, sorar. Onun içindir ki “Bilmez ki sorsun, bilse sorardı. Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi” denmiş. Kendimizi, çevremizi, âlemi, yaşadıklarımızı, olup bitenleri, hayatımızı ve Yaradanımızı ancak ilim sayesinde idrak edebiliriz. Bildikçe şuurlanırız. Ancak bilmek yetmez, bildiğiyle amel etmesi gerekir insanın. Yani bildiği başka, yaptığı başka olmamalıdır. Ancak o zaman ilim hakiki manasıyla idrak edilmiş olur. Yoksa kitap taşıyan bir hamaldan başka bir şey olunmaz.

Talim (öğretim) ve terbiye (eğitim) işi her zaman bir müderrise (ders veren) ve bir mürebbi/mürebbiye’ye (terbiye eden) ihtiyaç duyar. O yüzden Millî Eğitim Bakanlığında bir Talim ve Terbiye Kurulu vardır. O yüzden hep “eğitim-öğretim” yılı deriz. Deriz demesine ama bugün millî eğitimde ne yazık ki talim (öğretim) yapılmakta ancak terbiye (eğitim) yapılamamaktadır. Öğretmenlerimiz isimlerindeki gibi sadece öğretme işini yapmakta, eğitim ile ilgilenememektedirler. Ancak bilmek gerekir ki gerçekten de “Muallimler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip (orantılı) bulunacaktır.” (K. Atatürk).

Yeni nesiller öğretmenlerin eseri olacağına göre bu kutsal görevde öğretmenlere çok büyük mesuliyetler düşmektedir. Öyle ki öğretmenlerimiz; kitap yüklü hamallar değil ülkemizin ve insanlığın ihtiyaç duyduğu hakiki manada vasıflı, eğitimli, kültürlü, görgülü, ilmiyle amil yeni nesiller yetiştirmek zorundadırlar, bununla mükelleftirler.

Madem ki öğretmenler yeni nesillerin mimarıdır, o hâlde bizim de onlara da ona göre davranmamız gerekir. Bu işi düzenli maaş getiren alelade bir meslek gibi görmek olmayacağı gibi öğretmenlerimizi sürekli tatil yapan, yan gelip yatan bir meslek sahibi olarak da görmek olmaz. Ülkemizin geleceği; öğretmenlerimize verdiğimiz kıymet ve imkân, onların da bunun gereğini layıkıyla yapmalarına bağlıdır. Ancak o zaman geleceğe umut ve ümit ile bakmaya devam edebiliriz.

İşte yarın (24 Kasım 2014), bu nesillerin ve gelecek nesillerin mimarı olan öğretmenlerimizin günü; Öğretmenler Günü.

Bu vesileyle; mesuliyeti ve mükellefliğinin, yani aslında insanı değil, milleti ve dünyayı yeniden şekillendirdiğinin şuurunda olan ve buna göre davranan, başta kendi öğretmenlerimin olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü tebrik ediyor, tek tek her birinin ellerinden öpüyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim.

Kâmil VARINCA

Cumhuriyet Bayramı (29 Ekim) Kutlaması (2014)


cumhuriyet-bayramı-kutlama-kartı

Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Değişen, gelişen ve her geçen gün daha da büyüyen genç Türkiye artık 91 yaşında! Tüm Türkiyelilerin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Bu topraklar üzerinde yaşayan her bir fert, diğer fertlerden farklı olmaksızın bu milletin kıymetli bir parçasıdır. Bu gerçeğin sadece yazılı metinlerde kalmaması, her bir ferdin de kendisini bu milletin bir parçası olarak görmesi, bunu kendi benliğinde hissetmesi/hissedebilmesi ve bu şekilde de ifade edebilmesi gerekir. Bu hissi hissettirecek olanlar da başta Devlet olmak üzere Milletin istisnasız her bir ferdidir.

Memleketin bugünkü ahval ve şeraitine bakıldığında; eğer bu topraklar üzerinde yaşayanlardan kendini bu milletin bir parçası gibi görmeyenler, hissetmeyenler, hissedemeyenler, hissetmesine engel olunanlar varsa;  toplumun huzurunda bir çözülme, milli dayanışmada bir ayrım, adalet anlayışında bir yaralanma ve insan haklarında ihlaller varsa bir sorun var demektir.

Bu sorunun müsebbibi sadece Devlet ve onu idare edenler değil, o idare edenleri de seçenler olarak en büyük sorumluluğun bir vatandaş olarak bizim olduğunun idrakine varmamız gerektir. Birşeylerin yanlış olduğunu görüyor ve rahatsız olmuyorsak; rahatsız olup da bu rahatsızlığımızı dile getirmek yerine sürekli ötekileştirdiklerimizi suçluyorsak; böyle yapmakla birşey yaptığımızı sanıp vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyorsak; mücadelemizi ilmî, fikrî, siyasî ve hukukî gibi meşru alanlarda veremiyor, gayri meşru yollara sapıyor veya sapanlara göz yumuyor ve destekliyorsak; bizim de bu yanlışlığın bir parçası olduğumuzu artık anlamamız gerek. Hepimizin gerek sosyal medyada ve gerekse de gerçek hayatta yazıp çizdikleriyle, yapıp ettikleriyle, söyledikleriyle neye hizmet ettiğini sorgulaması gerek. Gerçekten neyi savunduğunu anlaması gerek. Bir düşünün bakalım, fikirlerinizi gözden geçirin bakalım, neler çıkacak!

Bugün vatanını evinin bir parçası gibi değil de çöplük olarak görerek arabasının camından çöpünü dışarı atmakta hiçbir beis görmeyen; atalarımızın bu vatan uğruna öldüğünü, öldürüldüğünü ve bizim de onların sayesinde bugün bu topraklarda yaşayabildiğimizi unutan/unutturulan; Devlet malını düşman malıymış gibi deniz görüp yemiyeni ayıplayacak kadar vatandaşlık şuurundan uzak yetişmiş/yetiştirilmiş bir cemiyet içerisinde yaşıyoruz. O zaman sadece fikirlerimizi değil vatandaşlık şuurumuzu da gözden geçirmeli, hem kendimize çekip düzen verip hem de çoluk çocuğumuzun doğru bir vatandaşlık şuuru ile yetişmesinden sorumluyuz. Sorumluluklarımızdan kaçmak gibi bir seçeneğimiz olmadığı gibi sorumluluklarımızı yerine getirmememizden doğacak neticelerden de birebir sorumlu olduğumuzu da hatırlatmak isterim. Dolayısıyla tarihimizi bilmek zorundayız.

Bugün de bilmemiz gereken tarihlerden biri olan 29 Ekim. Yani, Cumhuriyetimizin ilan edilişinin 91. seneidevriyesi. Tüm Milletimizin Cumhuriyet Bayramını kutluyor; birlik, dirlik ve beraberlik anlayışımızı kuvvetlendirmesini, kardeşlik duygularımızı artırmasını diliyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim.

Kâmil VARINCA

Not: Cumhuriyetin nasıl ilan edildiğini bir de Meclis tutanaklarından okuyunuz! (Latin harflerine çevrilmiş metin)

Teşkilâtı Esasiye Kanununun bâzı mevaddının tadiline dair teklifi kanuni

Madde 1. — Hâkimiyet; bilâkaydüşart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.

Madde 2. — Türkiye Devletinin dini, dini islâmdır, resmî lisanı Türkçedir.

Madde 4. — Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, Hükümetin inkisam ettiği şuabatı idareyi İcra Vekilleri vasıtasiyle idare eder.

Madde 10. — Türkiye Reisicumhuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Heyeti Umimiyesi tarafından ve kendi âzası meyanından bir intihap devresi için intibabolunur. Vazifei Riyaset yeni Reisicumhurum intihabına kadar devam eder. Tekrar intihabolunmak caizdir.

Madde 11. — Türkiye Reisicumhuru Devletin Reisidir. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclise ve Heyeti Vekiliye riyaset eder.

Madde 12. — Başvekil Reisicumhur tarafından ve Meclis âzası meyanmdan intibabolunur. Diğer vekiller Başvekil tarafından yine Meclis âzası arasından intihabolunduktam sonra heyeti umumiyesi Reisicumhur tarafından Meclisin tasvibine arz olunur. Meclis hali içtimada değilse keyfiyeti tasvip Meclisin içtimaına talük olunur.

18 Rebiülevvel 1342 ve 29 Teşrinievvel 1339

TBMM Zabıt Ceridesi

Zafer Bayramı (30 Ağustos) Kutlaması (2014)


30_Ağustos_Zafer_Bayramı_Kutlaması

30 Ağustos Zafer Bayramı, her ne kadar  önceleri İstiklal Savaşında son zaferin kazanıldığı günü kutlamak maksadıyla ihdas edilmiş olsa da sonradan  sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsilen bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Dolayısıyla bugün bu bayram, ülke topraklarının düşman işgalinden kurtarılması ve hürriyetimizin tescillenmesi cihetinden mühimdir. “Bugün artık şartlar değişmiştir” diyerek dost-düşman kavramlarının içi boşaltılmaya çalışılsa da tarihi bilgilerimizi diri tutarak bu bilinçli dezenformasyon çalışmalarına direnebilir ve ancak bu şekilde geleceğimizi güven altına alabiliriz. İşte bu sebeple millî bayramlarımızı gelip geçici sembolik kutlamalardan ziyade tarih bilgilerimizi artırmak, canlı tutmak ve yeni nesillere aynı şevk ve heyecanla aktarmak için birer fırsat olarak görmeliyiz.

Bu duygu ve düşünceler ile 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor ve Akif’in “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın” temennisi gibi Rabbimden bu millete bir daha o şartları yaşatmamasını temenni ediyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim.

Kâmil VARINCA

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs) Kutlaması (2014)


19-mayis-kutlama

Kurtuluş Savaşının başladığı tarih olarak kabul edilen 19 Mayıs, önceleri Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmış, 12 Eylül darbesinden sonra da Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olmuştur.

Bu sene bayram kutlamaları geçen hafta yaşadığımız elim Soma faciasının gölgesinde buruk kutlanacaktır.

Bu vesileyle, geçmişten günümüze tüm aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor; Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramınızı kutluyorum.

Kâmil VARINCA

Miladi Yeni Yıl (1 Ocak) Kutlaması (2014)


Takvimler değişiyor, zaman ilerliyor. Mutlak sona, karşı konulamayacak şekilde yaklaşıyoruz.

Gregoryen/Miladi takvime göre 1 Ocak günü yeni bir yıla daha giriyoruz. Çoğu insan yeni yıla giriş münasebetiyle yılbaşı kutlaması yapacak, herkesin yeni yılını kutlayacak, yeni yılda tüm dünya için savaşların olmadığı, insanların ölmediği, barış, dostluk, kardeşlik, sağlık ve başarı dolu yeni bir yıl dileyecek. Ancak ne var ki bunlar sadece dilemekle gerçekleşmiyor. Bunların gerçekleşmesi için bir şeyler yapmak gerekiyor.

Yanı başımızdan dünyanın öbür ucuna kadar herkesin bir derdi ve çilesi var. Onların dertlerine dokunsak, yaralarına merhem olsak nasıl olur acaba. Mesela bu yılbaşı kutlamalar için harcayacağınız parayı hayır kurumlarına bağışlayarak başkalarının da yeni bir yıla yeni umutlarla girmesini sağlasak daha iyi olmaz mı? Belki o zaman diğer insanları kendi nefsinize tercih etmeye başlamakla gerçekten bir şeyler değişmeye başlar. Belki de o zaman dünya gerçekten yaşanabilir bir yer olmaya başlar. Ne dersiniz?

Ben de bu dileklerle herkesin yeni yılını kutluyor, yeni yılda herkesi daha sorumlu ve proaktif davranmaya davet ediyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Benzer İçerikli Yazılar:

  1. Miladi Yeni Yıl (1 Ocak) Kutlaması (2014) (31 Aralık 2013)
  2. Miladi Yeni Yıl (1 Ocak) Kutlaması (2015) (1 Ocak 2015)

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Kutlaması (2013)


İnsan en kıymetli varlık. İlim en kıymetli hazine. İkisinin biraraya gelmesi ise en büyük saadet. İnsan ilimle kıymet kazanır, o nisbette şuurlanır, faydalanır ve faydalı hâle gelir. O sebepledir ki ilim öğreten de öğrenen de kıymetlidir bizim için, kutsaldır. Onun için “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” (Hadis-i Şerif) emri mucibince “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” (Hz. Ali).

İnsan bildikçe idrak eder, bildikçe araştırır, sorar. Onun içindir ki “Bilmez ki sorsun, bilse sorardı. Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi” denmiş. Kendimizi, çevremizi, âlemi, yaşadıklarımızı, olup bitenleri, hayatımızı ve yaradanımızı ancak ilim sayesinde idrak edebiliriz. Bildikçe şuurlanırız. Ancak bilmek yetmez, bildiğiyle amel etmesi gerekir insanın. Yani bildiği başka, yaptığı başka olmamalıdır. Ancak o zaman ilim hakiki manasıyla idrak edilmiş olur. Yoksa kitap taşıyan bir hamaldan başka bir şey olunmaz.

Talim (öğretim) ve terbiye (eğitim) işi her zaman bir müderrise (ders veren) ve bir mürebbi/mürebbiye’ye (terbiye eden) ihtiyaç duyar. O yüzden Millî Eğitim Bakanlığında bir Talim ve Terbiye Kurulu vardır. O yüzden hep “eğitim-öğretim” yılı deriz. Deriz demesine ama bugün millî eğitimde ne yazık ki talim (öğretim) yapılmakta ancak terbiye (eğitim) yapılamamaktadır. Öğretmenlerimiz isimlerindeki gibi sadece öğretme işini yapmakta, eğitim ile ilgilenememektedirler. Ancak bilmek gerekir ki gerçekten de “Muallimler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip (orantılı) bulunacaktır. ” (K. Atatürk).

Bugün (24 Kasım 2013), Öğretmenler Günü. Bu nesillerin ve gelecek nesillerin mimarı olan öğretmenlerimizin günü. 

Madem ki onlar nesillerin mimarı o hâlde onlara da ona göre davranmamız gerekir. Bu işi düzenli maaş getiren alelade bir meslek gibi görmek olmayacağı gibi öğretmenlerimizi sürekli tatil yapan, yan gelip yatan bir meslek sahibi olarak da görmek olmaz. Ülkemizin geleceği; öğretmenlerimize verdiğimiz kıymet ve imkân, onların da bunun gereğini layıkıyla yapmalarına bağlıdır. Ancak o zaman geleceğe umut ve ümit ile bakmaya devam edebiliriz.

Yeni nesiller öğretmenlerin eseri olacağına göre bu kutsal görevde öğretmenlere çok büyük mesuliyetler düşmektedir. Öyle ki öğretmenlerimiz; kitap yüklü hamallar değil ülkemizin ve insanlığın ihtiyaç duyduğu hakiki manada vasıflı, eğitimli, kültürlü, görgülü, ilmiyle amil yeni nesiller yetiştirmek zorundadırlar, bununla mükelleftirler.

Bu vesileyle; mesuliyeti ve mükellefliğinin, yani aslında insanı değil, milleti ve dünyayı yeniden şekillendirdiğinin şuurunda olan ve buna göre davranan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyor, ellerinden öpüyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Cumhuriyet Bayramı (29 Ekim) Kutlaması (2013)


Büyüyen, gelişen ve her geçen gün değişen genç Türkiye artık 90 yaşında!

İnsan hak ve hürriyetlerine daha saygılı ve hassas, daha bağımsız, daha özgürlükçü, daha çevreci, daha güçlü bir Türkiye için Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

Kâmil VARINCA

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Tebriği (2012)


Yarın (24 Kasım 2012), Öğretmenler Günü. Bu nesillerin ve gelecek nesillerin mimarı olan öğretmenlerimizin günü. Her ne kadar öğretmenlerimize ait senede bir gün hatırlama günü ihdas edilmiş olsa da onları sadece bir gün için hatırlamak yetmez. Madem ki onlar nesillerin mimarı o hâlde onlara da ona göre davranmamız gerekir. Bu işi düzenli maaş getiren alelade bir meslek gibi görmek olmayacağı gibi öğretmenlerimizi sürekli tatil yapan, yan gelip yatan bir meslek sahibi olarak da görmek olmaz. Devletimizin de aslında sadece öğretmenlerimizi değil hiç bir kamu çalışanını yoksulluk sınırı altında çalışmaya mecbur bırakmaması, ek iş yapmak mecburiyetinde bırakmaması gerekir. Ülkemizin geleceği; öğretmenlerimize verdiğimiz kıymet ve imkân, onların da bunun gereğini layıkıyla yapmalarına bağlıdır. Ancak o zaman geleceğe umut ve ümit ile bakmaya devam edebiliriz.

Bu vesile ile, başta kendi öğretmenlerimin olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü tebrik ediyor, tek tek her birinin ellerinden öpüyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Öğretmenler Günü (24 Kasım) Tebriği (2011)


İnsan en kıymetli mahluk. İlim en kıymetli hazine. İkisinin biraraya gelmesi ise en büyük saadet. İnsan ilimle kıymet kazanır, o nisbette şuurlanır, faydalanır ve faydalı hâle gelir. O sebepledir ki ilim öğreten de öğrenen de kıymetlidir bizim için, kutsaldır. Onun için “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” (Hadis-i Şerif) emri mucibince “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” (Hz. Ali). İnsan bildikçe idrak eder, bildikçe araştırır, sorar. Onun içindir ki “Bilmez ki sorsun, bilse sorardı. Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi” denmiş. Kendimizi, çevremizi, âlemi, yaşadıklarımızı, olup bitenleri, hayatımızı ve yaradanımızı ancak ilim sayesinde idrak edebiliriz. Bildikçe şuurlanırız. Ancak bilmek yetmez, bildiğiyle amel etmesi gerekir insanın. Yani bildiği başka, yaptığı başka olmamalıdır. Ancak o zaman ilim hakiki manasıyla idrak edilmiş olur. Yoksa kitap taşıyan bir hamaldan başka birşey olunmaz.

Okumaya devam et