Kurban Bayramı (10-13 Zilhicce) Tebriği (1439-2018)


108-Kevser_1-3

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

(1) – Şüphesiz biz sana Kevseri verdik.

(2) – O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.

(3) – Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.

Kur’an-ı Kerim, Kevser Suresi meali (Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Meali)

İki dini bayramımızdan ikincisi olan Kurban Bayramı (Ar. îdü’l-adhâ), İslam âleminin İslami Takvime (Hicri takvim) göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır.

İslam’da zamana bağlı ibadetlerin yanı sıra bayramlar gibi mübarek gün ve geceler de hep İslami Takvim (Hicri takvim)’e göre oldukları için Gregoryen Takvim (Miladi Takvim) kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek zaman dilimleri her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Bu sebepledir ki; bu seneki Kurban Bayramı da Gregoryen Takvime (Miladi Takvim) göre 21-24 Ağustos 2018 tarihlerine tekabül etmektedir. Arefe günü ise, kurban bayramından bir evvelki gün yani 9 Zilhicce günü olup bu sene 20 Ağustos 2018 Pazartesi gününe tekabül etmektedir. Yani 19 Ağustos 2018 Pazar günü akşam ezanı ile birlikte Arefe Günü, 20 Ağustos 2018 Pazartesi günü akşam ezanı ile birlikte Bayramın ilk günü, 21 Ağustos 2018 Salı günü güneş doğduktan 45 dakika sonra kılınacak olan Bayram Namazı ile de Kurban Bayramı başlamış olacaktır.

Okumaya devam et

Kurban Bayramı (10-13 Zilhicce) Tebriği (1435-2014)


kurban-bayrami-tebrik-karti108-Kevser_1-3

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

(1) – Şüphesiz biz sana Kevseri verdik.

(2) – O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.

(3) – Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.

Kur’an-ı Kerim, Kevser Suresi meali (Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Meali)

İki dini bayramımızdan ikincisi olan Kurban Bayramı (Ar. îdü’l-adhâ), İslam âleminin İslami Takvime (Hicri takvim) göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır.

İslam’da zamana bağlı ibadetlerin yanı sıra bayramlar gibi mübarek gün ve geceler de hep İslami Takvim (Hicri takvim)’e göre oldukları için Gregoryen Takvim (Miladi Takvim) kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek zaman dilimleri her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Bu sebepledir ki; bu seneki Kurban Bayramı da Gregoryen Takvime (Miladi Takvim) göre  4-7 Ekim 2014 tarihlerine tekabül etmektedir. Arefe günü ise, kurban bayramından bir evvelki gün (9 Zilhicce) olup bu sene 3 Ekim 2014 Cuma gününe tekabül etmektedir. Yani 2 Ekim 2014 Perşembe günü (yarın) akşam ezanı ile birlikte Arefe Günü, 3 Ekim 2014 Cuma günü akşam ezanı ile birlikte Bayramın ilk günü, 4 Ekim 2014 Cumartesi günü güneş doğduktan 45 dakika sonra kılınacak olan Bayram Namazı ile de Kurban Bayramı başlamış olacaktır.

Okumaya devam et

Kurban Bayramı (10-13 Zilhicce) Tebriği (1434)


“Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. (1) O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. (2) Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir. (3)” Kur’an-ı Kerim, Kevser Suresi Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Meali)

Dini bayramların ikincisi olan Kurban Bayramı, İslam âleminin İslami/Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır. Dinî bayramlar İslami/Hicri takvime göre oldukları için Gregoryen/Miladi takvim kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek günler her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Mesela, bu seneki Kurban Bayramı 15-18 Ekim 2013 tarihlerine tekabül etmektedir. Arife günü ise, kurban bayramından bir evvelki gün (9 Zilhicce) olup bu sene 14 Ekim 2013’e tekabül etmektedir. Yani 13 Ekim 2013 Pazar günü (bugün) akşam ezanı ile birlikte Arife Günü, 14 Ekim 2013 Pazartesi akşam ezanı ile birlikte Bayramın ilk günü, 15 Ekim 2013 Salı günü güneş doğduktan 45 dakika sonra kılınacak olan Bayram Namazı ile de Kurban Bayramı başlamış olacaktır.

Okumaya devam et

Kurban ve Bayramını Anlamak; Kurban Bayramı


Dini bayramların ikincisi olan Kurban Bayramı, İslam âleminin İslami/Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır. Dinî bayramlar İslami/Hicri takvime göre oldukları için Gregoryen/Miladi takvim kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek günler her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Mesela, bu seneki Kurban Bayramı 15-18 Ekim 2013 tarihlerine tekabül etmektedir.

Bayram kelimesinin aslı olduğu ileri sürülen farsça “bazrâm” veya “bezrem” kelimesi, sevinç ve eğlence günü manasına gelir ki Arapça’sı “ıyd”, çoğulu “a’yâddır”. Bu sebeple Türkçe’de de bayram tebriğine “ta’yîd”, bayramlaşmaya da “muayede” denilir. Kurban Bayramına aynı zamanda “Iydü’l-edhâ/Yevm-i Edhâ” ve “Iydü’n-nahr/Yevm-i Nahr” da denilmektedir. Nahr, deveyi kurban etmek demektir. Edhâ ise kurbanlık hayvanın ismidir. Yani kurbanlık hayvanı kesme bayramı manasına gelir. Kurban ise kelime olarak k-r-b kökünden mastar olarak “yaklaşmak”, isim olarak ise “hizmetiyle sultana yakınlaşmış kişi” manasına gelir. Istılâhî (terimsel) olarak “Allah’a manen yakınlaştıran şey”; dinî olarak da “vasıfları tanımlanmış belirli kişilerin, yine vasıfları tanımlanmış belirli havyanları, belirli bir vakitte Allah rızası için ibadet niyetiyle kesmesi” manasındadır. Okumaya devam et

Kurban Bayramı Tebriği (1433)


Kurban Bayramı, İslam âleminin İslami/Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır. Dinî bayramlar İslami/Hicri takvime göre oldukları için Gregoryen/Miladi takvim kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek günler her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Bu seneki Kurban Bayramı da 25-28 Ekim 2012 tarihlerine gelmektedir. Arife günü ise, kurban bayramından bir evvelki gündür (9 Zilhicce), yani bugündür (24 Ekim 2012).

Bu mübarek zaman dilimlerine hazırlık yaparak giriniz. Ailenize ve çocuklarınıza bayramlıklar alınız, bayramda gelecek misafirler için hazırlıklar yapınız. Çocuklara dağıtmak üzere şeker ve çikolata alıp ceplerinize yerleştiriniz. Az da olsa her bir çocuğa verebilmek için harçlık hazırlayıp cebinizde hazır ediniz. Göreceksiniz ömürleri boyunca sizi hiç unutmayacaklar. Tatile gitmeyiniz mesela. Onun yerine annenizin-babanızın yanına, büyüklerinizin yanına gidiniz. Tatile her zaman gidebilirsiniz ama Kurban Bayramını her zaman idrak edemezsiniz. Kurban kesecekseniz hazırlık yapınız. Ailecek gidiniz mesela kurban kesimine. Çocuklarınıza aktarınız bildiklerinizi, öğrendiklerinizi. Fakir, fukaranın hakkını ihmal etmeyiniz kurbanınızdan, çocuklarınız ile gönderiniz haklarını ki çocuklarınız da öğrensin ve yaşasın bu güzel hisleri. Bir de arife günü sabah namazı ile başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazı ile son bulacak olan farz namazlardan sonra teşrik tekbiri getirmeyi unutmayınız. Unutanlara hatırlatınız. Kurbanı bir gelenek olarak değil bir dinî vecibe olarak görünüz ve iç aleminizin ilerlemesi için, Rabbinize yakınlaşma için bir fırsat olarak görüp ona göre davranınız. İyilik elinizi yakın akrabanızdan başlamak üzere, akrabalarınızdan, komşularınızdan, arkadaşlarınızdan, Müslümanlardan ve tüm insanlıktan esirgemeyiniz.

Bu hisler ile tüm İslam âleminin mübarek Kurban Bayramını tebrik eder, Hakk’a ve halka yakınlaşmaya vesile olmasını temenni ederim. Rabbim yaptığımız ibadetlerin anlamına erişebilmeyi ve daha nice bayramlara kavuşmayı nasip eylesin. Aileniz, sevdikleriniz ve sevenleriniz ile birlikte güzel bir bayram geçirmenizi ve başkalarına da güzel bir bayram geçirtmenizi dilerim.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Kurban ve Bayramını Anlamak – Kurban Bayramı Tebriği (1432)


Kurban Bayramı, İslam âleminin İslami/Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır. Dinî bayramlar İslami/Hicri takvime göre oldukları için Gregoryen/Miladi takvim kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek günler her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Bu seneki Kurban Bayramı da 6-9 Kasım 2011 tarihlerine tekabül etmiştir.

Bayram kelimesinin aslı olduğu ileri sürülen farsça “bazrâm” veya “bezrem” kelimesi, sevinç ve eğlence günü manasına gelir ki Arapça’sı “ıyd”, çoğulu “a’yâddır”. Bu sebeple Türkçe’de de bayram tebriğine “ta’yîd”, bayramlaşmaya da “muayede” denilir. Kurban Bayramına aynı zamanda “Iydü’l-edhâ/Yevm-i Edhâ” ve “Iydü’n-nahr/Yevm-i Nahr” da denilmektedir. Nahr, deveyi kurban etmek demektir. Edhâ ise kurbanlık hayvanın ismidir. Yani kurbanlık hayvanı kesme bayramı manasına gelir. Kurban ise kelime olarak k-r-b kökünden mastar olarak “yaklaşmak”, isim olarak ise “hizmetiyle sultana yakınlaşmış kişi” manasına gelir. Istılâhî (terimsel) olarak “Allah’a manen yakınlaştıran şey”; dinî olarak da “vasıfları tanımlanmış belirli kişilerin, yine vasıfları tanımlanmış belirli havyanları, belirli bir vakitte Allah rızası için ibadet niyetiyle kesmesi” manasındadır.

Okumaya devam et

Çevre Denetimi Yönetmeliğinde Değişiklik


Ülkeler çıkardıkları yasal mevzuatlar ve bu mevzuatlardaki değişiklikler ile hep daha iyiye, daha güzele ve en doğrusuna ulaşmak gayreti içerisindedirler. Yani bir gelişme söz konusudur. Ancak konu bizim ülkemiz olunca işler biraz değişiyor. Çıkarılan kanuni düzenlemeler ve mevzuatta yapılan değişikliklere bakınca ileriye gitmek yerine sanki geriye gidiyor gibiyiz. Üstelik bu sadece birkaç kanun veya yönetmelikte değil son dönemde yürürlüğe giren veya değiştirilen çoğu mevzuat için geçerli.

Mesleğimiz açısından en önemli değişiklik; Çevre ve Orman Bakanlığı’nca 21 Kasım 2008 tarih ve 27061 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre Denetimi Yönetmeliğinde 22 Ekim 2009 tarih ve 27384 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yapılan değişiklik olsa gerek. Zira ilkiyle Çevre Mühendislerine sınav şartı aranmaksızın Çevre Görevlisi Sertifikası verilirken, ikincisiyle bu hak Çevre Mühendislerinin elinden alınmış ve onların da diğer meslek dalları gibi eğitime girip sınavdan başarılı olmak şartıyla bu belgeyi almaya hak kazanabilecekleri yazılmıştır. Yönetmelikten anlaşılmaktadır ki; dört yıllık bir lisans programının doğrudan ilgi alanına giren bir işin yapabilmesi için o programdan mezun olmak yetmemekte, diğer programlardan mezun olanlarla aynı kefeye konulmak suretiyle 100 saatlik bir eğitimi daha almak ve başarmak gerekmektedir. Utanç duyulası bir durum. Çünkü böylesine bir düzenleme yalnız Çevre Mühendisliğinde var ve bu da onlara aynı ismi taşıyan Bakanlık tarafından yapılıyor.

Okumaya devam et

Gıda Güvenliği


İnsanoğlu olarak birinci öncelikli ihtiyacımız elbette ki beslenmedir. Hayatımızı idame ettirebilmek, sağlıklı yaşayabilmek için doğru, dengeli ve sağlıklı beslenmek zorundayız. Tahmin edileceği üzere bir ailede gider kalemlerinden en büyüğünü gıda harcamaları teşkil eder. Böyle olduğu içindir ki gıda sektörü ülke genelinde de büyük bir pazar payına sahiptir. Pazar büyük olunca da sorunları ve denetimi de o denli zor olmaktadır. Bugün genetiği değiştirilmiş gıdalar, hormonlar, katkı maddeleri ve insan sağlığını tehdit eden diğerleri büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Hâl böyleyken bizim için birinci öncelikli konu olan beslenme konusuna acaba gereken önemi ve önceliği verebiliyor muyuz? Gerçekten de beslenme, hayatımızda birinci öncelikli konu mu? Bizim için hayati ehemmiyetteki girdilerden biri olan gıdalarımıza acaba ne kadar dikkat ediyoruz? Ne yediğimize, ne içtiğimize, nereden geldiğine, içerisinde ne olduğuna acaba dikkat ediyor muyuz? Acaba arabamıza aldığımız benzinin özelliklerine dikkat ettiğimiz kadar kendi yediğimiz içtiğimiz gıdalara da dikkat ediyor muyuz? Acaba bize lâzım olan yiyecekleri mi tüketiyoruz; dengeli, sağlıklı ve yeterli mi besleniyoruz yoksa reklamların ve toplumsal yönlendirmenin esiri olarak mı besleniyoruz? Varın bu soruların cevaplarını siz verin.

Okumaya devam et

Arş. Gör. mü? O ne ki?


Arş. Gör. unvanı ile üniversitelerde çalışanların bu unvanı ve yaptıkları işleri üniversite dışındakilere anlatmak gibi oldukça zor bir işleri de vardır. Arş. Gör., yani Araştırma Görevlisi. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda tanımlandığı üzere “Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır”. İşte araştırma görevlilerinin görev tanımı bu.

Her meslek grubunda olduğu gibi araştırma görevliliğinin de kendine has sorunları ve zorlukları bulunmaktadır. Hiçbir sorun kendiliğinden çözülmediği gibi bizlerin sorunları da kendiliğinden çözülmemektedir. Çözülmesi için gayret sarf edilmesi, uğraşılması gerekmektedir.

Okumaya devam et

Bayramla Gelen Yeni Yıl


64 yılın ardından bu sene de Kurban Bayramı ve yılbaşı aynı zamana denk geldi. Yeni bir yıla bayram sevinci içinde girmek her zaman karşılaşılabilecek bir şey değildir. Ancak ömürde bir kere görebilirsiniz.

Bayram; sevinç demektir, mutluluk demektir, bayramlaşma demektir. Kırgınlıkların unutulması, dargınlıkların düzeltilmesi, küslüklerin bitirilmesi demektir. Sevinç, ancak sevilenler yanında yaşanır. Sevilenler uzaktaysa onların özlemi ve hasreti, gurbetin hüznü daima bayram sevincine galebe çalar.

Bayram, tatil demek değildir bence. Aynı zamanda bayram, çılgınlarca eğlenmek, alışveriş merkezlerini boşaltırcasına alışveriş yapmak, tatil köyleri veya turizm merkezlerinde vakit geçirmek de olmasa gerek.

Bayram; gerek akrabalık, gerek arkadaşlık, gerek komşuluk ve gerekse de sosyal bağların kurulması ve güçlenmesi için kaçırılmayacak fırsatlardır. Uzun zamandır gidemediğimiz, göremediğimiz akrabalarımızı, arkadaşlarımızı, komşularımızı görebileceğimiz, bir araya gelebileceğimiz, hasret giderebileceğimiz, dertleriyle dertlenip mutluluklarına ortak olabileceğimiz ve bağlarımızı güçlendirebileceğimiz zamanlardır bayramlar.

Okumaya devam et

Susuzluk Sorunu


Bir şeyin kıymeti ancak yokluğunda belli oluyor. Her gün kullandığımız elektriğin, suyun, bilgisayarın, internetin ve daha onlarcasının kıymetini ancak olmadıklarında anlayabiliyoruz. Elektrik kesildiği an hayatımız neredeyse durma noktasına geliyor. Bir bardak suyun kıymetini çölde susuzluktan ölmek üzere olan birine sorun, derler ya bu da tıpkı onun gibi kullandığımız her türlü ihtiyaç maddesinin kıymetini tam ona ihtiyaç duyduğumuz anda anlayabilmekteyiz.

Yokluklarında hayatımızı altüst eden bu ihtiyaç maddelerini her nedense varlıklarında hiç tükenmeyecek, bitmeyecek, gitmeyecekmiş gibi müsrifçe kullanmak da bize has bir özellik olsa gerek. O da insanoğlunun unutkanlık özelliği ile açıklanabiliyor. Rahata kavuştuğu an eskiyi çok çabuk unutabiliyor insan. Bu bir yandan çok iyi; eskiyi unutup yeniye devam etmek, ama bazen de çok kötü. Çünkü eski durumlara düşmemek garantisi hiçbir zaman yok.

Okumaya devam et

Yeni Bir Sayfa Yeni Bir Başlangıç


Acaba hangisi daha önemlidir? Hangisine daha fazla sevinmeliyiz? Üç yüz altmış beş sayfalık bir defteri yazıyla, karalamayla doldurup bitirmeye mi yoksa eskisinin üstüne bir de boş, tertemiz ve yepyeni bir defter almaya mı? Her gün yepyeni, tertemiz bir sayfa veriliyor bizi. Ne yazacağımız, nasıl dolduracağımız bize kalmış. Her şeyi yazmakta ve yapmakta hürüz. Hiç bir kısıtlama ve sınırlandırma yok. Tek şart, yazdıklarımızın silinemiyor ve geri alınamıyor olması, o kadar.

Her gün yeni bir sayfa almaya o kadar alışmışız ki, ilk gördüğümüzde heyecanlandığımız, duygulandığımız, hayrete düştüğümüz şeyler artık bizi heyecanlandırmıyor, duygulandırmıyor ve maalesef hayrete de düşürmüyor. Halbuki üzerinde noktadan da küçük olduğumuz yeryüzü, her gün kendinden milyonlarca, milyarca büyüklükteki bir boşlukta durmadan dönüyor, yeryüzünden defalarca büyük bir ateş kütlesi hiç durmadan, üşenmeden bizi ısıtıyor.

İnsanoğlu saymaya başladığından bu yana 2005. defteri de kapattı ve yeni bir deftere daha başladı; 2006. deftere. Herkese yeni bir defter daha verildi. Bu defter kimisi için belki de ilk defter, kimisi için 10., 20., ya da 50., 60. defter, kimisi için belki de son defter. Bunu bilemeyiz, çünkü sayfalar tek tek veriliyor ve bu defteri 365’e tamamlayıp tamamlayamayacağımız bile meçhul.

Okumaya devam et