Meslek Meseleleri – 4 – 7. Çevre Mühendisliği Kongresi


Bir süredir çevre mühendisliğinin meslek meseleleri üzerine fikir beyan ediyorum. Şimdiye kadar genelde hep bu mesleğin eğitim-öğretimi ve sorunlarına değindim. Şimdi biraz da mesleki eğitimden sonra mesleğin icrasındaki sorunlar üzerine eğilelim.

Mesleğin sorunları sadece bu mesleğin eğitim-öğretiminde değil, icrasında da kendini gösteriyor. Çevre mühendislerinin özlük haklarının geliştirilmesi, istihdam ve işsizlik sorunu, çevre mühendislerinin kendilerini geliştirme/geliştirmeme sorunları, ücretler, çevre mühendisleri arası irtibatsızlık, birliktesizlik sorunu gibi daha pek çok konu ve sorun da üzerinde tartışılmayı, geliştirilmeyi ve çözülmeyi bekliyor.

Çevre mühendisliği öğrencileri daha mezun olmadan bile iş arama kaygısına düşmektedirler. Her yıl verilen yüzlerce mezundan acaba kaç tanesi mesleğiyle ilgili bir iş bulabiliyor? Kaç tanesi farklı işlerde çalışıyor? Kaç tanesi de işsiz? Elimde resmi bir veri yok ama etrafımda gördüğüm kadarı ile şunu söyleyebilirim ki iş bulma ile okulda yapılan dereceler arasında maalesef doğrusal bir bağlantı yok. Sanırım iş bulmayı etkileyen/sağlayan sebepler çok farklı ve bunlar arasında derslerdeki başarı çok da önemli bir etken değil.

Okumaya devam et

Neden Çevre Mühendisliği?


Bütün bir yazı küresel ısınma, iklim değişikliği, orman yangınları, susuzluk gibi konuları bizatihi hayatımızın içinde yaşayarak, konuşarak, tartışarak geçirdik. Bir musibet bin nasihatten evladır, sözünü doğru çıkarırcasına şimdiye kadar sadece belli çevreler tarafından konuşulan ve geniş kitlelere yayılmayı başaramayan bu konular, etkileri herkes tarafından görüldüğünde bir anda halkın her kesiminin gündemine girmiş ve hak ettiği önemi görmeye başlamıştır.

Tüm bu konuların ne denli önemli olduğu halk tarafından da yavaş yavaş anlaşılmaya başlandıkça gerekli tedbirlerin alınması, etkilerin giderilmesi için neler yapılması gerektiği konuşulmaya başlanmış ve bu noktada işte neden Çevre Mühendisliği sorusuna çok güzel cevap verme fırsatı doğmuştur.

Okumaya devam et

Meslek Meseleleri – 2 – TÜRKAY 2007


Çevre Mühendisliği mesleğinin ilmi meseleleri oldukça derin ve bir o kadar da mühim olduğu için bu konu üzerinde biraz daha durmak gerekiyor. Gerek sizlerden gelen yorum ve mesajlar gerekse de Türkiye’de Çevre Mühendisliği Eğitiminin Mevcut Durumu ve Sorunları Çalıştayı sonuçlarını (1) ve gerekse de kendi fikirlerimi toparlayarak hazırladığım Çevre Mühendisliği Eğitimindeki Eksiklikler ve Çözüm Önerilerini aşağıda sıralıyorum. Affınıza sığınarak biraz uzun olduğunu söylemek isterim.

Okumaya devam et

Meslek Meseleleri – 1 – Eğitim


Çevre Mühendisliği mesleğinin de diğer meslek dallarında olduğu gibi birçok sıkıntısı, birçok meselesi vardır. Bunlar tıpkı memleket meseleleri gibi sınıflandırılabilir ve çözüm üretilebilir meselelerdir. Önemli olan bunların doğru bir şekilde tanımlanması ve çözümü için azimle üzerine gidilmesidir. Mesleğimizin en büyük ve en ciddi meselelerinin başında tıpkı memleketimizin de olduğu gibi ilmî meseleler, yani eğitim meselesi gelir.

Eğitim meselesindeki en büyük sıkıntı ülkemizdeki Çevre Mühendisliği Bölümlerinde okutulan müfredatın ülke genelinde eşit ve standart olmamasıdır. Bu müfredat farklılığının nedenleri arasında Bölümlerin kuruldukları Fakültelerin farklı oluşu, yani kuruluşlarında geçirdikleri değişik safhalar ve kurucu öğretim elemanlarının farklı branşlardan olmasını sayabiliriz. Mesela Kimya Mühendisliği hocaları tarafından kurulmuş olan Bölümler Kimya ağırlıklı, İnşaat Fakültesi içinde yer alan Çevre Mühendisliği Bölümleri ise inşaat ağırlıklı dersler vermektedirler. Ülkemizde ilk kurulan Çevre Mühendisliği Bölümünün kurulduğu 1979 yılından günümüze yaklaştıkça, yeni Çevre Mühendisliği Bölümleri açıldıkça, Çevre Mühendisliği Bölümleri mezun verdikçe, mezunlar akademisyen olup bu bölümlerde öğretim elemanı olarak görev aldıkça ülke genelindeki Çevre Mühendisliği Bölümlerinin müfredatı arasındaki farklılıklar da giderek azalmaktadır, azalacaktır.

Okumaya devam et

Sistemin İçindekiler ve Dışındakiler


Geçenlerde laboratuvar akreditasyonu kapsamında bir ölçüm firmasının emisyon ölçümüne doğrulama gözlemcisi olarak katılmıştım. Gittiğimiz tesis Avcılar-Firuzköy’de bir ağaç işleme tesisiydi. Tesiste muhtelif emisyon kaynakları mevcuttu ve ölçümü yapacak firma daha evvel gelip emisyon kaynaklarını belirlemiş, ölçüm planını çıkarmıştı. İlk ölçüm yapılacak nokta, imalattan kaynaklı yanma gazlarının ölçüleceği bacaydı. Baca yaklaşık 10 metre yüksekliğindeydi. Şöyle kafamı kaldırıp bacadan çıkan gaza baktım. Hani mangalı yaktıktan sonra kömür atarsınız da şöyle etraf dumanlanır ya, resmen o tür bir duman çıkmaktaydı bacadan. Burada ölçüm yapmanın gereksizliği aşikârdı. Çünkü çıkan gazın emisyon sınırlarını aştığı apaçık ortadaydı. Ancak gözlemci olduğumdan dolayı işe karışmamam, sadece yapılan ölçümü tekrarlamam gerekiyordu.

Her ne kadar emisyon değerlerinin sınırı aşacağını bilsem de ölçüm elemanı ile birlikte bacaya çıktım. Arkadaş ölçümünü yaptı ve sınır değerlerin çok üzerinde değerler buldu. Bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yoktu ama kayıt ile tespit edilmesi gerekiyordu. Her ne yaptılarsa çıkan gazın emisyon değerlerini düşüremediler. Böylesi bir bacaya probun ömrünü azaltacağı için gereksiz bir şekilde kendi cihazımızı sokmayacağımı bildirmemim ardından ölçümü iptal ettiler ve aşağı indik.

Okumaya devam et

VI. Çevre Mühendisliği Kongresi ve Camiamız


Bir çevre felaketi haberi de Çin’den geldi bu sefer. Çin’in kuzeydoğusundaki Jilin eyaletinde bir petro-kimya fabrikasında meydana gelen patlamanın ülkenin en büyük nehrini kirletmesi yüzünden, 3 milyon insan susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Çok geçmeden bir kaçak haberi daha geldi Çin’den. Yetkililerin dikkatsizliğinden midir, yoksa ortada bir sabotaj mı vardır bilinmez ama bu olayların sonucu hiç de iyi değil. Milyon mertebesindeki insanın temiz içme suyundan mahrum kalması gerçekten de üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur. Umarım yetkililer bir an evvel tedbirlerini alır da insanlara temiz içme suyu ulaştırılabilir ve umarım bu olaylardan ders alınır da bundan sonra daha dikkatli bir şekilde davranılır.

Çin’de içme suyu kaynağına benzen karışması sonucu içme suyu sıkıntısı yaşanırken dünyanın muhtelif yerlerinde milyonlarca insan da yine aynı dertten muzdarip; temiz içme suyu bulamamaktan. Temiz su kaynaklarımızın ne denli az olduğu zaten bilinmekle birlikte var olanları korumak şöyle dursun, yapmış olduğumuz endüstriyel faaliyetler ve üstüne üstlük yapılan kazalar neticesinde de var olanları kirletiyoruz. Kirlenmiş suların arıtılmasının ne denli masraflı ve zahmetli olduğunu sanırım en iyi Çevre Mühendisleri bilirler. Bu sebeple ana amacın; suları kirletip sonra da onları temizlemek için uğraşmak değil, var olan su kaynaklarını korumak ve en iyi şekilde değerlendirmek olması gerektiğini düşünüyorum.

Okumaya devam et