Zafer Bayramı (30 Ağustos) Kutlaması (2014)


30_Ağustos_Zafer_Bayramı_Kutlaması

30 Ağustos Zafer Bayramı, her ne kadar  önceleri İstiklal Savaşında son zaferin kazanıldığı günü kutlamak maksadıyla ihdas edilmiş olsa da sonradan  sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsilen bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Dolayısıyla bugün bu bayram, ülke topraklarının düşman işgalinden kurtarılması ve hürriyetimizin tescillenmesi cihetinden mühimdir. “Bugün artık şartlar değişmiştir” diyerek dost-düşman kavramlarının içi boşaltılmaya çalışılsa da tarihi bilgilerimizi diri tutarak bu bilinçli dezenformasyon çalışmalarına direnebilir ve ancak bu şekilde geleceğimizi güven altına alabiliriz. İşte bu sebeple millî bayramlarımızı gelip geçici sembolik kutlamalardan ziyade tarih bilgilerimizi artırmak, canlı tutmak ve yeni nesillere aynı şevk ve heyecanla aktarmak için birer fırsat olarak görmeliyiz.

Bu duygu ve düşünceler ile 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor ve Akif’in “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın” temennisi gibi Rabbimden bu millete bir daha o şartları yaşatmamasını temenni ediyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim.

Kâmil VARINCA

Zafer Bayramı (30 Ağustos) Kutlaması (2013)


30 Ağustos Zafer Bayramı, her ne kadar  önceleri İstiklal Savaşında son zaferin kazanıldığı günü kutlamak maksadıyla ihdas edilmiş olsa da sonradan  sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsilen bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Dolayısıyla bugün bu bayram, ülke topraklarının düşman işgalinden kurtarılması ve hürriyetimizin tescillenmesi cihetinden mühimdir. “Bugün artık şartlar değişmiştir” diyerek dost-düşman kavramlarının içi boşaltılmaya çalışılsa da tarihî bilgilerimizi diri tutarak bu bilinçli dezenformasyon çalışmalarına direnebilir ve ancak bu şekilde geleceğimizi güven altına alabiliriz. İşte bu sebeple millî bayramlarımızı gelip geçici sembolik kutlamalardan ziyade tarih bilgilerimizi artırmak, canlı tutmak ve yeni nesillere aynı şevk ve heyecanla aktarmak için birer fırsat olarak görmeliyiz.

Bu duygu ve düşünceler ile 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor ve Akif’in “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın” temennisi gibi Rabbimden bu millete bir daha o şartları yaşatmamasını temenni ediyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim,

Kâmil VARINCA

Zafer Bayramı (30 Ağustos) Tebriği (2012)


30 Ağustos Zafer Bayramı, her ne kadar önceleri sadece Başkumandanlık Meydan Muharebesi zaferini kutlamak maksadıyla ihdas edilmiş olsa da sonradan sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsilen bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Dolayısıyla bugün bu bayram, ülke topraklarının düşman işgalinden kurtarılması ve hürriyetimizin tescillenmesi cihetinden mühimdir. Bugün artık şartlar değişti diyerek dost-düşman kavramları da değiştirilmeye ve tahrif edilmeye çalışılsa da tarihî bilgilerimizi diri tutarak bu bilinçli dezenformasyon çalışmalarına direnebilir ve ancak bu şekilde geleceğimizi güven altına alabiliriz. İşte bu sebeple millî bayramlarımızı gelip geçici sembolik kutlamalardan ziyade tarih bilgilerimizi artırmak, canlı tutmak ve yeni nesillere aynı şevk ve heyecanla aktarmak için birer fırsat olarak görmeliyiz.

Bu duygu ve düşünceler ile 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor ve Akif’in “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın” temennisi gibi Rabbimden bu millete bir daha o şartları yaşatmamasını temenni ediyorum.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile efendim,

Kâmil VARINCA

Çevreciyim, Çevrecisin, Çevreci


Son günlerde memleket gündemini meşgul eden konulardan biri de çevrecilik oldu. Eskiden değil memleket gündemine, insanların aklına bile gelmeyen bir konunun artık memleket meseleleri arasında konuşuluyor olması, bizler için ziyadesiyle memnun edici bir gelişme. Her ne kadar konunun gündeme gelme ve işlenme tarzı istediğimiz gibi hoş bir şekilde olmasa da konunun gündemde olması, konuşuluyor ve tartışılıyor olması bile bir yerlere gelindiğini göstermesi açısından pek mühim. Çünkü kanaatimce gelişme, doğruyu bulma, ilerleme ancak araştırma-geliştirme ile o da ancak konu üzerinde konuşma ve tartışmayla başlar.

Artık herkes evlerin ve fabrikaların bacalarından, arabaların egzozlarından çıkan gazların hava kirliliğine sebep olduğunu, salınan karbondioksit ile sera etkisine katkıda bulunulduğunu ve sonucunda küresel ısınma ve iklim değişikliğine sebep olunduğunu, ozon tabakasının inceldiğini, çöplerin gelişigüzel atılmaması gerektiğini, atıksuların arıtıldığını ve arıtılması gerektiğini, tüm bunların mühim birer çevre sorunu olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini biliyor.

Okumaya devam et

Neden Çevre Mühendisliği?


Bütün bir yazı küresel ısınma, iklim değişikliği, orman yangınları, susuzluk gibi konuları bizatihi hayatımızın içinde yaşayarak, konuşarak, tartışarak geçirdik. Bir musibet bin nasihatten evladır, sözünü doğru çıkarırcasına şimdiye kadar sadece belli çevreler tarafından konuşulan ve geniş kitlelere yayılmayı başaramayan bu konular, etkileri herkes tarafından görüldüğünde bir anda halkın her kesiminin gündemine girmiş ve hak ettiği önemi görmeye başlamıştır.

Tüm bu konuların ne denli önemli olduğu halk tarafından da yavaş yavaş anlaşılmaya başlandıkça gerekli tedbirlerin alınması, etkilerin giderilmesi için neler yapılması gerektiği konuşulmaya başlanmış ve bu noktada işte neden Çevre Mühendisliği sorusuna çok güzel cevap verme fırsatı doğmuştur.

Okumaya devam et

Yitirdiğimiz Ormanlarımız


Ülke gündemi her sene yaz aylarında duymaya alıştığımız bir şekilde orman yangınları ile doldu bu sene de. Ne var ki bu sene çıkan yangın sayısı ve meydana gelen zarara bakıldığında yangınların çıkış sebepleri arasında gösterilen ihmalkârlık ve tedbirsizliğin yanında sabotaj ihtimalini de kuvvetli bir şekilde akla getirmekte. Nedeni ne olursa olsun oluşumları için senelerin gerektiği yüzlerce hektarlık orman alanı çok kısa bir sürede yanıp kül olmakta, heba olmaktadır. Her türlü gerekli tedbirin ve cezanın acilen alınması ve uygulanması gerekliliği apaçık ortadadır.

Orman yangınları ülkemizde yeni karşılaşılan bir durum değil. Düzenli kayıtların tutulmaya başlandığı 1937 yılından günümüze değin ülkemizde 2005 yılı sonu itibariyle toplam 77.785 adet orman yangını çıkmış ve bu yangınlarda 1.563.847 hektar ormanlık alan zarar görmüştür. Bu verilere göre ülkemiz ormanlarında yıllık ortalama 1.143 adet orman yangınına karşılık yılda 22.956 hektar orman alanı zarar görmektedir. Türkiye’nin yüzölçümünün 814.578 km2 olduğu düşünüldüğünde kaybedilen orman arazisinin Türkiye’nin %2’lik bir alanına tekabül ettiği görülür. 2002 yılından önce 10 yıllık (1992-2001) dönemde yıllık ortalama 2.165 adet orman yangını çıkmış ve bu yangınlarda yıllık ortalama 14.098 hektar orman alanı zarar görmüştür. 2002-2005 yıllara arasında ise yıllık ortalama 1.728 adet orman yangını çıkmış yıllık ortalama 5.759 hektar orman alanı zarar görmüştür.

Okumaya devam et