Gıda Güvenliği


İnsanoğlu olarak birinci öncelikli ihtiyacımız elbette ki beslenmedir. Hayatımızı idame ettirebilmek, sağlıklı yaşayabilmek için doğru, dengeli ve sağlıklı beslenmek zorundayız. Tahmin edileceği üzere bir ailede gider kalemlerinden en büyüğünü gıda harcamaları teşkil eder. Böyle olduğu içindir ki gıda sektörü ülke genelinde de büyük bir pazar payına sahiptir. Pazar büyük olunca da sorunları ve denetimi de o denli zor olmaktadır. Bugün genetiği değiştirilmiş gıdalar, hormonlar, katkı maddeleri ve insan sağlığını tehdit eden diğerleri büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Hâl böyleyken bizim için birinci öncelikli konu olan beslenme konusuna acaba gereken önemi ve önceliği verebiliyor muyuz? Gerçekten de beslenme, hayatımızda birinci öncelikli konu mu? Bizim için hayati ehemmiyetteki girdilerden biri olan gıdalarımıza acaba ne kadar dikkat ediyoruz? Ne yediğimize, ne içtiğimize, nereden geldiğine, içerisinde ne olduğuna acaba dikkat ediyor muyuz? Acaba arabamıza aldığımız benzinin özelliklerine dikkat ettiğimiz kadar kendi yediğimiz içtiğimiz gıdalara da dikkat ediyor muyuz? Acaba bize lâzım olan yiyecekleri mi tüketiyoruz; dengeli, sağlıklı ve yeterli mi besleniyoruz yoksa reklamların ve toplumsal yönlendirmenin esiri olarak mı besleniyoruz? Varın bu soruların cevaplarını siz verin.

Okumaya devam et

Arş. Gör. mü? O ne ki?


Arş. Gör. unvanı ile üniversitelerde çalışanların bu unvanı ve yaptıkları işleri üniversite dışındakilere anlatmak gibi oldukça zor bir işleri de vardır. Arş. Gör., yani Araştırma Görevlisi. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda tanımlandığı üzere “Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır”. İşte araştırma görevlilerinin görev tanımı bu.

Her meslek grubunda olduğu gibi araştırma görevliliğinin de kendine has sorunları ve zorlukları bulunmaktadır. Hiçbir sorun kendiliğinden çözülmediği gibi bizlerin sorunları da kendiliğinden çözülmemektedir. Çözülmesi için gayret sarf edilmesi, uğraşılması gerekmektedir.

Okumaya devam et

Çocukların Eğitiminde Çevre Bilinci


Her birimizin hayatında çocukluk ve gençlik yıllarının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Hayat çizgimizin, ideallerimizin, dünya görüşümüzün çoğunluğu bu dönemlerde şekillenir. Bu dönemlerde elde edinilen kazanımlar ve öğrenilenler hayatımızın ilerleyen zamanlarında edineceklerimizin temelini ve yönünü belirler. Dolayısıyla o yıllarda alınacak bir çevre eğitimi de sonrasında edineceğimiz çevre bilincinin temelini teşkil eder. Hâl böyle olunca da daha ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde de çevreye gerekli önemin ve zamanın ayrılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Bugün çevreyi bu hale getiren büyüklerin genelde küçüklüklerinde bu konuda herhangi bir eğitim ve uyarı almamış insanlar olduklarına inanıyorum. Çünkü bana küçükken yapmam tembihlenen her şeyi hâlâ yapıyor, yapmamam tembihlenen her şeyi de hâlâ yapmıyorum (istisnalar olabilir tabi). İşte bu sebepledir ki daha o yıllarda çevre konusunda eğitilmiş bir ferdin gelecekte çevreye duyarlı bir insan olacağını düşünürüm. Tabii verilecek bu eğitim, anne-baba ve öğretmen sözü dinlemenin öneminin verilmesinden sonra olmalı ki bir faydası olsun.

Okumaya devam et

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun


Tüm yaşananlara karşı, her şeye rağmen Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun efendim.

Sevgi ve saygılarımla,

Kâmil VARINCA

Meslek Meseleleri – 4 – 7. Çevre Mühendisliği Kongresi


Bir süredir çevre mühendisliğinin meslek meseleleri üzerine fikir beyan ediyorum. Şimdiye kadar genelde hep bu mesleğin eğitim-öğretimi ve sorunlarına değindim. Şimdi biraz da mesleki eğitimden sonra mesleğin icrasındaki sorunlar üzerine eğilelim.

Mesleğin sorunları sadece bu mesleğin eğitim-öğretiminde değil, icrasında da kendini gösteriyor. Çevre mühendislerinin özlük haklarının geliştirilmesi, istihdam ve işsizlik sorunu, çevre mühendislerinin kendilerini geliştirme/geliştirmeme sorunları, ücretler, çevre mühendisleri arası irtibatsızlık, birliktesizlik sorunu gibi daha pek çok konu ve sorun da üzerinde tartışılmayı, geliştirilmeyi ve çözülmeyi bekliyor.

Çevre mühendisliği öğrencileri daha mezun olmadan bile iş arama kaygısına düşmektedirler. Her yıl verilen yüzlerce mezundan acaba kaç tanesi mesleğiyle ilgili bir iş bulabiliyor? Kaç tanesi farklı işlerde çalışıyor? Kaç tanesi de işsiz? Elimde resmi bir veri yok ama etrafımda gördüğüm kadarı ile şunu söyleyebilirim ki iş bulma ile okulda yapılan dereceler arasında maalesef doğrusal bir bağlantı yok. Sanırım iş bulmayı etkileyen/sağlayan sebepler çok farklı ve bunlar arasında derslerdeki başarı çok da önemli bir etken değil.

Okumaya devam et

Azim ile Rıza Arasındaki Fark


Sözlükte azim “Bir işteki engelleri yenme kararlılığı”, rıza ise “Razı olma, isteme, istek, kabullenme” gibi manalara gelmektedir. Birbirinden çok uzak gibi görünseler de bu iki kelimenin ne kadar da iç içe olduğunu zorlu bir işe başladığınızda veya devamında görme şanısınız oldukça yüksektir.

İşe başlamak işin yarısını yapmaksa geri kalanı da çalışmaktır derler ya, gerçekten de bir işe başladığınızda o işin gereklerini yerine getirmeniz gerekir. Bunu bilerek, bunun şuurunda olarak işe başlarsınız. Sonuca giden hiçbir yol taşsız, gül de dikensiz olmadığına göre işe başladığınızda başınıza gelecekleri de peşinen kabullenmiş olursunuz. Gerek işe başlarken ve gerek işin devamında hakikaten de önünüze birçok engeller çıkar. İşte bu engelleri aşma gücünü size azminiz verir. Azimli iseniz önünüze koyulan tüm engelleri aşar ve sonuca ulaşırsınız. Ancak şöyle bir durum var ki çalışıp azim gösterip de sonuca ulaşılmadığı durumlarda olabilir. Bazen öyle bir yere gelirsiniz ki bir engelden ziyade bir çıkmazla karşı karşıyasınızdır. İşte bu tür bir durumda durup olaya şöyle bir uzaktan bakmanız ve alternatif gidiş yolları aramanız gerekir. İllaki o yol üzerine gitmede ısrarcı olmamanız gerekir. İşte bu da rızadır. Başınıza geleni kabullenmek ama bu durumdan kendinizi kurtarmak ve başka çıkış yolları bulmaktır rıza göstermek.

Okumaya devam et

Neden Çevre Mühendisliği?


Bütün bir yazı küresel ısınma, iklim değişikliği, orman yangınları, susuzluk gibi konuları bizatihi hayatımızın içinde yaşayarak, konuşarak, tartışarak geçirdik. Bir musibet bin nasihatten evladır, sözünü doğru çıkarırcasına şimdiye kadar sadece belli çevreler tarafından konuşulan ve geniş kitlelere yayılmayı başaramayan bu konular, etkileri herkes tarafından görüldüğünde bir anda halkın her kesiminin gündemine girmiş ve hak ettiği önemi görmeye başlamıştır.

Tüm bu konuların ne denli önemli olduğu halk tarafından da yavaş yavaş anlaşılmaya başlandıkça gerekli tedbirlerin alınması, etkilerin giderilmesi için neler yapılması gerektiği konuşulmaya başlanmış ve bu noktada işte neden Çevre Mühendisliği sorusuna çok güzel cevap verme fırsatı doğmuştur.

Okumaya devam et

TÜRKAY 2007 Sonrası REW İstanbul 2007 Fuarı


İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında 28-31 Mayıs 2007 tarihleri arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü olarak TÜRKAY 2007 AB Sürecinde Türkiye’de Katı Atık Yönetimi ve Çevre Sorunları Sempozyumunu gerçekleştirdik. Sempozyumumuzda 3 gün boyunca 2 salon ve 14 oturumda toplam 59 sözlü sunum yapıldı. Her gün ortalama 150 katılımcı tarafından izlenen sempozyumumuzda 3 günde 3 panel gerçekleştirildi. Sempozyumun son günü olan 4. gün aralarında Odayeri Düzenli Depo Sahası ve Tıbbi Atık Yakma Tesisinin de yer aldığı ilgili yerlere teknik gezi düzenlendi.

Beklenilenin çok üstünde bir ilgiye mazhar olan sempozyumumuz için emeği geçen, düzenleyen hocalarımıza, arkadaşlarımıza; bildirili ve dinleyici olarak katılım sağlayan katılımcılara teşekkür ederim. Bu tür sempozyumların devam etmesini dilerim.

Okumaya devam et

Meslek Meseleleri – 3 – İ.Ü. Çevre Mezunları Buluşması 2007


Çevre Mühendisliği mesleğimizin sorunları hakkında fikir teatisinde (alışverişinde) bulunmaya devam edelim. Önceki yazıda meslekî eğitim üzerine yoğunlaşmıştık. Kaldığımız yerden devam edecek olursak sadece okullarda yapılan eğitimden değil okul dışı eğitim üzerinde de durmamız gerektiğini görürüz.

Bilindiği üzere gerek öğrenme gerekse de eğitim sadece okul sıralarında ve yıllarında yapılan yani beli bir mekân ve zamana has bir faaliyet değildir. Sadece Çevre Mühendisliği eğitim-öğretiminin değil hiçbir öğretinin öğrenilmesinin yaşı, zamanı ve mekânı olmaz. Hayat bir öğrenme ve gelişme sürecidir ve hayatın her safhasında insan öğrenmeye, eğitilmeye ve dolayısıyla gelişmeye devam eder.

Mesleki eğitim-öğretim mesleğinizi icra ettiğiniz sürece okul dışında da ister istemez devam edecektir. Mesleğinizi layıkıyla yerine getirebilmeniz, karşılaştığınız yeni yeni sorunların üstesinden gelebilmeniz açsından en azından günün gerekleri nispetinde kendinizi geliştirmeniz, bilgi birikiminizi ve tecrübenizi artırmanız gereklidir. Siz kendinizi geliştirmezseniz her geçen gün biraz daha geri kalırsınız ve bir gün bu işten anlamadığınız kanaatine varmanız/varmaları olmayacak bir iş değildir.

Okumaya devam et

TÜRKAY 2007 AB Sürecinde Türkiye’de Katı Atık Yönetimi ve Çevre Sorunları Sempozyumu


Çevre Mühendisliği mesleğinin yaşadığı çeşitli sorunların aşılabilmesi, gelişmesi ve ilerlemesi için bu mesleği yapan gerek akademisyenlerin gerek diğer çevre mühendislerinin bir araya gelmelerini ve fikir alışverişinde bulunmalarını sağlayan sempozyum, kongre, çalıştay ve konferans gibi faaliyetlerin ne kadar mühim olduğunu söylemek yersiz olur sanırım. Ülkemizde her ne kadar hakkettiği ve olması gereken seviyede olmayan sempozyum ve kongre kültürünün artırılması için bu sempozyumlara katılımın teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekir. Buna sempozyumların muhtevasının dolgunluğu ve doyuruculuğu ile katkı sağlanabilir.

Bu kapsamda gerek Türkçe bilgi birikimine katkı sağlamak ve gerekse de Çevre Mühendisliği Bölümleri arasındaki iletişimi artırmak maksadıyla Sempozyum Yürütme Kurulunda görev alarak düzenlenmesine katkı sağladığım 28-31 Mayıs 2007 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında yapılacak TÜRKAY 2007 AB Sürecinde Türkiye’de Katı Atık Yönetimi ve Çevre Sorunları Sempozyumunu da (www.turkay2007.com) buradan duyurmak ve katılımınızı beklediğimizi söylemek isterim.

Okumaya devam et

Meslek Meseleleri – 2 – TÜRKAY 2007


Çevre Mühendisliği mesleğinin ilmi meseleleri oldukça derin ve bir o kadar da mühim olduğu için bu konu üzerinde biraz daha durmak gerekiyor. Gerek sizlerden gelen yorum ve mesajlar gerekse de Türkiye’de Çevre Mühendisliği Eğitiminin Mevcut Durumu ve Sorunları Çalıştayı sonuçlarını (1) ve gerekse de kendi fikirlerimi toparlayarak hazırladığım Çevre Mühendisliği Eğitimindeki Eksiklikler ve Çözüm Önerilerini aşağıda sıralıyorum. Affınıza sığınarak biraz uzun olduğunu söylemek isterim.

Okumaya devam et

Meslek Meseleleri – 1 – Eğitim


Çevre Mühendisliği mesleğinin de diğer meslek dallarında olduğu gibi birçok sıkıntısı, birçok meselesi vardır. Bunlar tıpkı memleket meseleleri gibi sınıflandırılabilir ve çözüm üretilebilir meselelerdir. Önemli olan bunların doğru bir şekilde tanımlanması ve çözümü için azimle üzerine gidilmesidir. Mesleğimizin en büyük ve en ciddi meselelerinin başında tıpkı memleketimizin de olduğu gibi ilmî meseleler, yani eğitim meselesi gelir.

Eğitim meselesindeki en büyük sıkıntı ülkemizdeki Çevre Mühendisliği Bölümlerinde okutulan müfredatın ülke genelinde eşit ve standart olmamasıdır. Bu müfredat farklılığının nedenleri arasında Bölümlerin kuruldukları Fakültelerin farklı oluşu, yani kuruluşlarında geçirdikleri değişik safhalar ve kurucu öğretim elemanlarının farklı branşlardan olmasını sayabiliriz. Mesela Kimya Mühendisliği hocaları tarafından kurulmuş olan Bölümler Kimya ağırlıklı, İnşaat Fakültesi içinde yer alan Çevre Mühendisliği Bölümleri ise inşaat ağırlıklı dersler vermektedirler. Ülkemizde ilk kurulan Çevre Mühendisliği Bölümünün kurulduğu 1979 yılından günümüze yaklaştıkça, yeni Çevre Mühendisliği Bölümleri açıldıkça, Çevre Mühendisliği Bölümleri mezun verdikçe, mezunlar akademisyen olup bu bölümlerde öğretim elemanı olarak görev aldıkça ülke genelindeki Çevre Mühendisliği Bölümlerinin müfredatı arasındaki farklılıklar da giderek azalmaktadır, azalacaktır.

Okumaya devam et

Memleket Meseleleri


Toplumun bir parçası olarak her fert, bu topluma kazandırdıkları ve kaybettirdikleri ile toplumun kendisi üzerindeki müspet ve menfi etkilerini düşünmek ve memleket meseleleri üzerine, memleketin daha müreffeh ve yaşanabilir olması için ne yapması, ne yapılması gerektiği üzerine kafa yormak zorundadır. Meslek meselelerimizi anlayabilmek ve çözüm üretebilmek için de memleket meselelerini de bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bence bir memleketin temel meselelerini beş başlıkta toplamak mümkündür. En azından ben beş başlıkta topluyorum. Çünkü bunlar bir memleketin üzerinde düşünmesi ve kafa yorması gereken en temel meselelerdir. Nedir mi onlar? Bunlar; ilmî, iktisâdi, içtimaî, askeri ve siyasî meselelerdir. Bunların birçok alt başlığı da mevcuttur. Maksadım mesleğimizin içinde bulunduğu durumu tespit etmek ve çözüm için paylaşım da bulunmak. Ancak bundan önce meslek meselelerimizin memleket meseleleri ile ne kadar benzeştiğini göstermek istiyorum.

Okumaya devam et