Nasıl Bir Üniversite?


Değişen dünya ve hayat şartları neticesinde üniversitelerin yapıları ve üslendikleri vazifeler de tartışılır oldu. Asrın gerekleri yönünde üniversitelerin değişmesi ve yenilenmesi gerektiği her fırsatta çeşitli kesimlerce dillendirilmektedir. Şahsen ben de bir üniversite çalışanı olarak, yani içeriden bir gözle bu konuda belli başlı izlenim ve fikirlere sahibim. Ayrıca gördüklerim, duyduklarım ve yaşadıklarım doğrultusunda bir üniversitenin nasıl olması gerektiği konusunda hep düşünmüşümdür. Hakikaten de bir üniversite acaba nasıl olmalıdır?

Nasıl bir üniversite sorusu aslında ilgili tüm tarafların etraflıca konuşması ve tartışması ile sonuca varılabilecek devingen ve mühim bir sorudur. Ancak ben de içinde olan biri olarak bu soruya ayrıntılı olmasa da kendimce bir cevap vermek isterim.

Sözlüğe baktığınızda Üniversite “Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu” olarak tanımlanıyor. Mantıken de düşündüğünüzde üniversite kavramı ile hep yüksek bir eğitim-öğretim verilen ve araştırma yapılan yerin anlatılmak istendiğini görürüz.

İlgili her kesim üniversitelerden az ya da çok bir şeyler beklemektedir. Toplumun ekserisi üniversiteyi bir eğitim-öğretim kurumu yani okul olarak görür ve neticede çocuğunun mutlaka gitmesi icap eden bir yer olarak bakar. Beklentisi çocuğunun iyi bir eğitim almasıdır. Bazısı için bu, iyi para kazanmanın yegâne yoludur, bazısı için ise ancak adam olmak için lazım gelen bir şarttır.

Piyasa diye tanımladığımız kâr amacı güden işletmelerin üniversitelerden beklentileri ise nitelikli eleman ihtiyacının karşılanması, sorunlarının çözümünde gerek proje gerekse de danışmanlık yoluyla fayda sağlanmasıdır.

Kanun koyucu ise üniversitelere tüm bunların bir birleşimi olarak eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve uygulama-hizmet olarak üç ana faaliyet alanında görevler yüklemiştir. Son zamanlarda araştırma-geliştirme ayağına ayrıca özel bir önem vermektedir.

Sonuçta her kesim, üniversiteye kendi penceresinden bakmakta ve ona kendince bir rol biçmektedir. Bugün ise üniversitelerin kendilerine biçilen bu rollerden hangilerini yerine getireceklerini, bunun için gerekli kapasite ve yeterlikte olup olmadıklarını seçmeleri ve ona göre davranmaları gerekiyor.

Bugün Türkiye’de Üniversiteler “Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu” ile kurulmakta ve akademik yapılanması bu kanuna göre, idari yapılanması ise “Yükseköğretim Üst Kuruluşlar İle Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile yürütülmektedir. Daha birçok mevzuata bağlı olan üniversitelerde hâlihazırda çözülmesi beklenen birçok da sorun mevcuttur.

Bu sorunların başında eğitim-öğretim kalitesinin yeterliği konusu gelmektedir. Ülkenin her üniversitesinde maalesef aynı seviyede bir eğitim-öğretim yapılamamaktadır. Bu, bazı üniversitelerin yeni kurulmuş olmasından dolayı henüz altyapısını (bina, donanım, akademisyen vb) tamamlayamamış olması, müfredatta belirlenmiş üniversiteler arası bir birliğin bulunmaması, yapılan uygulamalar ile akademisyenlerin eğitim-öğretim yerine başka faaliyetlere önem ve özen göstermeleri gibi birçok sebebe dayandırılabilir.

Bir başka sorun olarak Türkiye üniversitelerinin dünya üniversiteleri arasında bilime katkı ve öncülük konusunda istenen yeterlikte olmamasıdır. Bu sorun için de altyapı eksikliği önemli bir sebep olarak gösterilebilir.

Bir başka sorun olarak üniversitenin toplumdan ve sanayiden kopuk olması ve bunun neticesinde kendince bir dünyaya sahip olması gösterilebilir. Bu sorun için de benzer sebepler bulunabilir.

Tüm bu sorunların aşılabilmesi için üniversite ve üniversiteler arası ölçekte çeşitli faaliyetler yürütülmeye başlanmıştır.

Bunun bir sonucu olarak gelinen noktada üniversiteler çalıştırdığı akademik personelden azami performans beklemektedir. Bu performansın ölçülmesinde en önemli gösterge olarak da yapılmış bilimsel yayınlar ele alınmaktadır. Bu ölçümde uluslararası taranan yabancı dilde yapılmış yayınların etki dereceleri oldukça yüksektir. Böylece dolaylı olarak yabancı dilde yayın yapılması teşvik edilmektedir. Ne var ki bunun bir sonucu olarak da akademik camiada Türkçe yayın yapmak zaman kaybı olarak görülmeye başlanmıştır. Bilimin ve bilgi birikiminin artmasına ve gelişmesine yönelik çalışması gereken üniversiteler ne yazık ki sadece İngilizce bilgi birikimine hizmet etmekte, Türkçe bilgi birikimi ise yeterli derecede oluşturulamamaktadır.

Yabancı dil çalışmaları sadece akademik personel için değil öğrenciler için de gittikçe önem kazanmaktadır. Üniversitelerimiz eğitim-öğretim dilleri bakımından üç grupta kategorize edilmektedir; %100 yabancı dilde öğretim, %30 yabancı dilde öğretim ve Türkçe öğretim. Bugün üniversitelerimiz bazı sebeplerden dolayı yabancı dilde öğretime yönelmektedirler. Yabancı dilde eğitim-öğretimin teşvik edilmesiyle Türk öğrencilere Türkiye’de yabancı dilde eğitim-öğretim yapılmakta, hatta yabancı dilde diploma bile düzenlenmektedir.

Akademik personele projecilik özendirilmekte ve teşvik edilmektedir. Proje olmadan araştırma yapılması gittikçe zorlaşmaktadır. Proje olmadan tez çalışması yürütmek hem maddi hem manevi yönden neredeyse imkânsızlaşmaktadır.

Tüm bu sorunların ve daha dillendirilmeyen birçok sorunun gölgesinde bir üniversite düşlüyorum. Düşlediğim üniversite sadece bir konuda değil yüklenmiş olduğu görev alanlarının her birinde güçlü ve söz sahibi olan bir üniversite.

İnsan merkezli bir üniversite düşlüyorum. İnsana saygılı, insana insan gibi davranan, insana ve çevreye duyarlı bir üniversite…

Çalışanı ve öğrencisine sahip çıkan, karşı taraflarda değil aynı tarafta durabilen, çalışanları arasında adaleti ve huzuru tesis etmiş, idaresi baskıcı, otoriter ve kontrolcü değil adil, şeffaf, katılımcı, paylaşımcı ve hesap verebilir bir üniversite…

Öğrenci, personel, ziyaretçi gibi tüm kesimlerden engellilerin yerleşkesinden ve hizmetlerinden diğer insanlardan hiçbir farkları olmadan, zorluk çekmeden faydalanmalarını sağlayan bir üniversite…

Maddi durumu yeterli olmayan öğrencilerine de fırsat eşitliğinin bir icabı olarak gerekli maddi desteği sağlayan veya burslar bulan, üniversitenin hizmetlerinden (yurt, yemekhane vs) ücretsiz faydalandıran bir üniversite…

Bünyesinde kalite yönetim sistemi, çevre yönetim sistemi ve iş sağlığı ve güvenliği sistemi gibi sistemleri hakikaten kuran, devamlılıklarını kararlılıkla sağlayan, sözde değil özde uygulayan, kurumsallaşmış ve bunları özümsemiş/içselleştirmiş kurum kültürü olan bir üniversite…

Atık yönetim planını yapmış, enerji verimliliğini uygulayan, yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin bir şekilde kullanan, inşa ettiği/ettirdiği binalarda bunlara önem veren, projelendirmesini ona göre yapan bir üniversite…

Topluma istikamet verecek, nitelikli, donanımlı ve kaliteli fertler yetiştiren bir üniversite…

En mühim vazifesi olan eğitim-öğretim vazifesi için lüzumlu tüm altyapı ve şartları hazırlayan; öğrencilerine en güncel ve kaliteli eğitim-öğretimi sunmak için en alttan en üste kadar tüm kademelerde daima nitelikli personel çalıştıran; personelinin verimli çalışabilmesi için gerekli her türlü ortam ve teçhizatı sağlayan; öğrencisine, çalışanına kıymet veren bir üniversite…

Öğrencisinin üniversiteye geldiği ilk günden mezun oluncaya kadar geçen sürede sadece eğitim-öğretim değil sosyal ve kültürel tüm ihtiyaçlarına da cevap verebilen, yurt yapıp barından, derdiyle dertlenen, sevinciyle sevinçlenen, sadece öğrencisiyken değil mezun olduktan sonra da öğrencisi ile irtibatını koparmayarak sonraki hayatında da müessir rol üstlenen bir üniversite…

Eğitim-öğretimini verdiği tüm meslek grupları için bünyesinde uygulama yapılabilmesi için ilgili tesisleri kuran; yapımını, işletmesini ilgili bölüme ve öğrencilerine veren bir üniversite…

Mesela; bünyesinde radyo-TV bölümü varsa bir radyosunun, bir televizyon kanalının olduğu; bünyesinde bir çevre mühendisliği bölümü varsa bir içme suyu/atıksu arıtma tesisi vb tesisleri de olan; bir Tıp Fakültesi varsa hastanesi de olan bir üniversite…

Yöre halkına, topluma, endüstriye, sanayiye hizmet eden bir üniversite…

Eğer bünyesinde bir tıp fakültesi varsa topluma hizmet görevi olarak bir de hastane kuran; hastanesinde personeline ücretsiz, yöre halkına ise nispeten ucuz sağlık hizmeti sunan; yöresinde sağlık hizmetleri alanında öncü; genel sağlık taramalarını, aşı kampanyalarını ve halkı bilgilendirme görevini ücretsiz gerçekleştiren bir üniversite…

İşletme mantığı ile değil tamamen kâr amacı gütmeden hizmet eden bir vakıf kuran ve hizmet yapan; akademik personelinin gerek ders notlarını gerekse de kitaplarını, toplumu bilinçlendirici yayınları basıp dağıttığı basım ve yayınevi olan bir üniversite…

Sürekli eğitim merkezi kuran, bu merkez ile toplumun eğitilmesinde önemli bir mesuliyet yüklenen bir üniversite…

Döner sermaye işletmesi ve kurduğu teknopark ile sanayinin sorunlarının çözümüne çalışan, etkin bir danışmanlık sistemine sahip, sanayi ile ortak projeler üreten bir üniversite…

Böyle bir üniversite düşlüyorum. Çok mu şey istiyorum?

Velhasılıkelam üniversiteyi öncü bir kurum olarak düşlüyorum: eğitimde öncü, araştırmada öncü, hizmette öncü. Aslında bunlar yapılması düşünüldüğü kadar zor olmayan şeyler. Yeter ki herkes üzerine düşen vazifeyi layıkıyla yerine getirsin, ilkelerinden ve doğrulardan asla taviz vermesin, varlık sebebini hiçbir zaman unutmasın. Gerisi kendiliğinden gelir.

Düşlerin gerçekleşmesi ümidiyle,

Kâmil VARINCA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.