Dört Elementin İkisi


Su… Dört ana elementten biri. İçinde yaşadığımız bedenimizin ve üzerinde gezindiğimiz dünyamızın ¾’ünü teşkil eden madde. Adına atasözleri, deyimler türettiğimiz yegâne içeceğimiz. Nimetlerin en kutsalı; temizliğin, berraklığın ve güzelliğin timsali…

Gökyüzünde bulutken yağmur, kar ve dolu olup yere inen, yeryüzünde akarsu, göl ve deniz halini alan, yeraltına sızarak yeraltı sularını oluşturan, maddenin üç halinden de fazla hallerde bulunan su.

Tabiatta donduğunda genleştiği bilinen tek madde. Tüm maddeler ısındıkça genleştiği halde su ise bunun tersine donduğunda genleşmektedir. Belki bu, soğuk yerlerde yaşayanlar için eskiden su borularının patlaması olarak eziyete sebep olan bir özellik olarak görülse de aynı zamanda bu, büyük su kütlelerinin donduklarında üsten donmalarını, buzulların hep suyun üzerinde kalmasını, böylece su yüzeyi tamamen donsa bile aşağılarda su sıcaklığının +4°C’lerde kalmasını ve canlı hayatının kesintiye uğramadan devam etmesini sağlayan bir özellik.

Aynı zamanda su, tabi olan en iyi çözücü madde. Çok az istisnası (yağlar vb.) olmakla birlikte hemen her madde suda çözünür. Bu sayede sular çeşit çeşit olabilmektedir. Doğal kaynak suları, tatlı sular, tuzlu sular, kükürtlü sular vb. hep bu çözücülük özelliği sayesinde doğada geçtikleri yerlerdeki mineralleri çözmeleriyle renkleri ve tatları değişerek oluşur. Suyun bu özelliği sayesinde onun eşsiz bir temizleme yeteneği de vardır. Ve elbette ki bu sebeple de kirlenir. İşte bizim vazifemiz bu kirlenmiş suları eski haline; temiz, pak haline getirmek ve temiz olanlarını da korumaktır.

Suyun bizim için öneminden bahsetmek ve yokluğunda nelerin olabileceğini konuşmak ne kadar da anlamsız. Kadrini, kıymetini anlatmakla bitiremesek de iş onu kullanmaya ve faydalanmaya gelince o kadar da kadirşinas mıyız acaba?

Kadirşinaslığımızdan mıdır, yoksa gelinen noktada bir şeyler yapmak gerekliliğinden midir bilinmez, 22 Mart Dünya Su günü olarak ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 22 Şubat 1993 tarihinde, dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı, 22 Mart Gününün her yıl Dünya Su Günü olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Dünya Su Günü, 1993 yılından bu yana her yıl değişik temalarda kutlanmaktadır ve bu yıl ki teması ise “Su ve Kültür” idi. Dünya Su gününün amacı, toplumsal ve politik su bilincini geliştirerek, küresel su anlayışını yerleştirmek ve su kullanımında sorumluluk ilkesini yaygınlaştırmaktır.

Su, bir zamanlar sonsuz, bol bir kaynak olarak görülmüş olsa da bugün artık dünyanın birçok yerinde, yatırımlara yönelik kararların verilmesinde büyük önem kazanmıştır.

Dünya standartlarına göre kişi başına 10.000 metreküp su potansiyeline sahip ülkeler su kullanım açısından zengin ülkelerdir. Su potansiyeli 1.000 metreküpten az olan ülkeler su fakiri kabul edilmektedir. Kişi başına düşen kullanılabilir su potansiyeli 3.650 metre küp olan Ülkemiz dünya ortalaması olan 7.600 metreküpün altında kalmakla birlikte su fakiri olmamasına rağmen su zengini de değildir.

Ve Güneş… Dört elementten ikincisin, ateşin kaynağı. Isı ve ışık kaynağımız. Canlıların hayatsal faaliyetlerinin ilk basamağı. Büyüklüğün ve azametin timsali.

İşte o büyüklük timsali Güneş, 29 Mart 2006 günü tutuldu. Bu gök olayı öylesine muhteşem ve bir o kadar da muazzamdı ki hepimiz bunu çıplak gözle dahi görme imkânı bulduk. O gün Türkiye saati ile 12:50 sularında kimimiz televizyonlardan canlı yayınla, kimimiz de hemen dışarı çıkarak kendi gözleri ile bu muhteşem olayı seyretti. Güneş, Dünya ve Ay o kocaman, uzay dediğimiz boşlukta yörüngelerinde seyirlerini devam ettirirken Ay, Güneş ve Dünya arasına gelip tek bir sıra halini aldığında bir müddet boyunca Ay, Güneşin ışıklarının önünü kesti ve bu sebeple Ayın gölgesi dünya üzerine düştü. Ve Dünya üzerinde gölgesinin düştüğü, tam karanlık noktada o noktanın güneş ışınlarından mahrum kalarak güpegündüz gece gibi karanlık kalmasına sebep oldu. Bu muhteşem olay sayesinde ayın ve güneşin büyüklükleri, aralarındaki mesafe ve göreceli dönüş hızları yaklaşık olarak hesaplanabilmektedir.

Bu öyle bir gök olayı ki âlemde zerre nispetinde dahi olmadığımızı bize yaşatarak anlatan, kavrattıran bir olay. Türkiye’den izleyebildiğimiz bu tam güneş tutulması bir dahaki sefere bize ancak 30 Nisan 2060 tarihinde görünecekmiş. Belki bu gök olayını bugün izleyen bizlerden çok azımız bir sonrakini de görme şansına nail olabilecek; uzun yaşayarak.

Güneş, 1,4 milyon km çapı ile Dünyanın 110 katı, Dünya ise 12.756 km çapı ile Ayın 3,6 katı, Ay ise 3.476 km çapı ile 2 m uzunluğundaki bir insanın 1,7 milyon katı büyüklüğünde kocaman bir gök cismi. Buradan hareketle kendinden 396 kat daha küçük bir cismin güneşin ışıklarının önünü kesmesi sonucu oluşan gölgenin yeryüzüne düşen alanını ve bu alan içerisinde kalan insan sayısını bir kıyaslayınız. Sanırım tüm bu kıyaslar şu âlemde biz insanoğlunun ne kadar da küçük bir mahlûk olduğunu anlamamıza yeter de artar bile. Şimdi de küçüklüğümüze bakmadan kurduğuz şehirleri, medeniyetleri, yaptığımız ve başardığımız işleri, eserlerimizi, doğrularımızı, yanlışlarımızı, uğrunda didindiklerimizi ve ölümü göze aldıklarımızı, gecemizi gündüzümüze katıp yetiştirmeye çalıştıklarımızı ve daha nicesini bir düşünün. Acaba hangisi büyük? Hangisi bir gün güneş yanmaktan usandığında onu tekrar tutuşturabilecek güçte? Ve hangisi Ayı, Dünyayı, Güneşi o boşlukta öyle senelerce ahenk içinde çevirebilecek durumda? Acaba hangisi?

Dünya su gününüz kutlu olsun efendim. Sağlıklı günler, temiz sular dilerim.

Kâmil VARINCA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.